Tam olarak yorgunluk bu mu bilmiyorum. Ama bu ara nasil bir psikolojide oldugumu kendime bile zor acikliyorum. Hep ‘digerleriyle’ ugrasmaktan kendimi unutmaya baslamisim. Butun senenin sonunda yeni bir hayata atildigimi beyaz bir sayfa actigimi farketmistim oysa. Ta ki bugun hatta su an hissettiklerime kadar. İnsanlarin benden bu kadar yuksek beklentileri oldugunun farkina varmamisim. Ailemin farkindayim saniyordum degilmisim, hocamin farkindayim saniyordum degilmisim, arkadaslarim oyle saniyordum yanilmisim. Herkes benden hep daha fazlasini bekliyormus. En iyisini bekliyorlarmis, cunku en iyisini yapacagima inaniyorlarmis. Hep daha iyi olduguma, iyi isler yapacagima, iyi bir insan, iyi bir arkadas ve iyi bir ogrenci olduguma inaniyorlarmis. Onlara beklediklerini veremedigim icin kendime kiziyorum. Hep daha iyisini yaparim nasilsa kafasiyla aslinda hicbir sey yapmamisim. Kendime bu kadar cok guvenmeseydim, ne bilim cok kazanmak istemesem bu kadar cok kaybetmezdim. Kontrol edememisim, belki hirsimi, belki dusuncelerimi, belki kalbimi ve kendimi. Peki ne oldu derseniz sonunda? Uzuldum. Hemde cok uzuldum. Kirildim. İnsanlarin bana “sen bu degilsin, daha iyisin” demesini kaldiramadim. Ben ne zaman boyle oldum, ben nasil beklentiyi bu kadar yukseltip insanlari hayal kirikligina ugrattim bilmiyorum. Birileri icin hayal kirikligi olmak cok aci.
Hepinizle gurur duyuyorum
Santral İstanbul.
👍
” yani şimdi bakıyorum, hayatımdan dünyanın en güzel insanlarından biri göçmen kuşlar misali geçti. dünya ne boktan bi yersin lan. bütün bu kötü, iğrenç haberleri yaratan insanoğluna bakıyordum da. hakikaten, bu dünya oysa ne güzel bir yer, çiçekler, ada vapurları. yani şimdi sen çiçek ol benim bahçemde olur mu ki. ama çok mutsuzum ulan. yani sol yanımda bir göçme, bir ağrı.. ama bu dünyanın iyi insanlara ihtiyacı var. yani keşke, diyemiyorum. gırtlağım düğüm düğüm. ben böyle üstüne konuşamam hiçbirşeyin. sormayın yani, nolur. bi de güzel adamlar diyorduk ya, böyle devranın te içine tüküreyim. iki dakika güzellikten bahsettirmeyen bu ülkenin te içine tüküreyim. depresyonlarla, yalandan dolandan can sıkan hikayelerle hayatını geçiren bizlerin te yüzüne tüküreyim yani. bak beş sene olmuş, hrant da ölmüş, yani. böyle devranın.. şurada güzelce, kardeşçe yaşamak varken, iki saniye süren şu ömrümüzü bile mahveden politikanın, iktidarın, adaletin tekerlerine çomak sokayım. bütün bu yalanlara inanıp yanındaki ağacın kökü farklı diye onun kökünü çürüten ağacın zihniyetine koyayım. bütün bu gerçeklik siktir olup hayatımdan beş dakka çıksın. çok mutsuzum ulan “
1 Mayis 2012
“Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat, arkana bakma..
kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de..
unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
yolcuya bakıp, yolunu tanıma.
yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
vahim olan, yolun yolcusuz olması değil;
asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır;
yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal…
en doğru yol: en dikensiz yoldur diyenler seni aldatıyorlar.
onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.
aldırma.
ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir.
dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır.
gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever.
dostum, yollar yürümek içindir.
fakat, şu gerçeği de hiç unutma:
yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.”
Evladima miras bu sevda.
ÖYLESİNE
Küçük suçlar işlemişsin, düşerken yerlere.
Tebrik ederim, ne güzel insanmışsın.
Acımıyorum sana ama acıyor içim nedense.
ALT METİN DURAĞINDA İNECEK VAR
Yaklaşıyoruz, inmem gerekiyor; burası benim durağım.
Göz ucuyla mesafeyi hesaplıyorum, ya şarkı bitmezse?
Bu...
Cesaretin bittiği yerde bir kıvılcım çakar gözüne.
Kör olursun.
Sevgi ve anlayışın bittiği yerde, çakallar saldırır üzerine.
Zayi...